26 Eylül 2012 Çarşamba

Atlantik Somonu - Hint Baharatı



Malum Binghamton'da hayat zor. Yalnızca öyle havalı bistrolar, pahalı restoranlar, kaliteli publar'dan değil sokak lezzetleri, salaş yerlerden de mahrumum. Hatta rivayete göre, buranın mezunlarından Prof. Çarkoğlu ayda bir kere eşiyle üniversitenin arka tepelerinde bir yerde yemek yerlermiş ordan bakınca boğazı andırıyor görüntü diye. Durum bu kadar vahim yani!
Ee bu durumda Efe dükkanı kapadı mı? Tabii ki hayır! Yola çıkarken mottomuz gurmelik'ten ziyade gourmand'lıktı, ki bu da yemeğe erişelebilen her yer için geçerli. Bundan sonra muhtemelen çoğunlukla Efe'nin Mutfağı etiketiyle karşınızda olacağım. Artık PhD ne kadar rahat verir de ben ne pişiririm bilemem ama amacım en basit yemeklerin bile tarifini yazmak, yazıldığını görmek ki bizim tecrübe ettiğimiz tariflerle ortak tada varabilelim. Yoksa oktayusta.com'dan herkes bakar, ama maksat birbirimizin tecrübelerini bilelim, keke yazdığı gibi yarım margarin koymayıp yarım çay bardağı zeytinyağı konarak aynı lezzete ulaşılabileceğini görelim :D
Neyse bu genel bir giriş diye uzattım. Bundan sonra pratik bi şekilde 4-5 satırlık tarifler ve belki bir fotoğraf şeklinde mesajlar atmak niyetindeyim. Belki bu metoda alışırsak herkes hafta 3-4 yazmaya başlar, tarifler artar da ben de "ya bugün ne pişirsem" derdinden kurtulurum.
Başlıktan da anlaşılacağı üzere fusion mutfaktan bir örnekle karşınızdayım: Körili somon. Aslında tarif annemin, kendi icadım değil; ancak yapmasını biraz daha basitleştirdim diyelim, daha az malzeme dolayısıyla daha az masraf ve daha pratik bir yemek.
Malzemelerimiz: Bir dilim somon (250-300gr), Yarım soğan, bir tutam karabiber, bir tutamdan az buçuk fazla köri ve bir gıdım zeytinyağı (illa ölçü derseniz 1/8 çay bardağı gibi kafanızda bile zor canlanacak bir şey söyleyebilirim, böylece çok az olduğunu anlarsınız :D)
Yapılış: Genişçe bir yağlı pişirme kağıdı kesin kendinize. İçine somonu direk koyun. Üzerine zeytinyağı, karabiber, köri ve salatalık doğranmış soğanı ekleyin. Biraz tuz da serpin derim ama abartmayın. Ha bir de ben yapmadım ama ince soğan doğrayıp onu da koyabilirsiniz. Annem içine envai çeşit ot da koyuyor ama dediğim gibi benim tarif pratik, iş insanı için. (Bir de yanına bence brokoli haşlayın derim zamanınız varsa.)
Yağlı kağıdı güzelce katlayın. 180 derecede 30-35 dk kadar pişirin. Karşınıza işte bu lezzet çıkacak:
Fırın işin içine girdi diye korkmayın. Bir kere fırında olunca daha sağlıklı, yağ tüketimi çok az. Hem de koku hiç yapmıyor çünkü yağlı kağıt kapalı. Ee yağlı kağıt kapalı olunca buharıyla da pişiyor ve kurumuyor. Hem de yağlı kağıtta olunca fırın ve tepsi batmıyor. Yani "bugün balık günü" söylemlerinin arkasında yatan zorlukları silip götürüyor.
Afiyet olsun, hayır dualarınızı şimdiden duyar gibiyim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder